Agharta 034 – Kesha – Die Young Klibi analizi

Efem Kesha malumunuz Amerikanın genç ve haylaz kızı, müziğin dahi çocuğu.
Popüler bir klibi var bunun Die Young diye Türkçesi Genç Öl şeklinde telaffuz edilebilir.
Evveliyatında klibi bir izleyek:

efendim klipte zorlama bir illuminati sembolizmi söz konusu. Piyasaya haylaz kız olarak pompalanan kesha bu klipte üçgenler, gözler, şeytan ayinleri ile verilmeye çalışılmış. Aslında tipsiz bir kız ama kıvraklığından mütevellit sevişirken iyi iş çıkarabileceğini düşünüyorum. Haaa? “hocam olsa, ne yaparsın?” diye sorduğunuzda “……… korum” şeklinde bir cevap vermem içten bile değildir.

Şimdi Kesha ablamızın klibini biraz irdeleyelim;

Klibin başında Kesha ve takipçileri ıssız bir bölgeye şeytana tapınma ayinine gelmekteler. Klib başladığında ters üçgen ve arka planda yukarı üçgen iç içe geçmektedir. Bu da sion yıldızının ta kendisidir.
Clipboard01

Gözü gördük mü? nasılda vurguluyor umarsızca
Clipboard01

Arabanın kenarında Evil yazıyor ve içinde Kesha var.
Clipboard01

Efenim Kesha ayinin lideri, takipçileri de onu sırtlarınd ataşımaktalar.
Clipboard01

Ters haç şeytanın simgesi, klipte sık sık vurgulanmakta, ters üçgen ve yukarı üçgen içiçe geçmekte
Clipboard01

Ayin dans ile başlayıp, grup sexe dönüşmekte, bir çok şeytan çağırma rituelinde grup sex yapıldığı sabittir. kliptede bir rituele vurgu yapılmaktadır.
Clipboard01

Al sana sembol, bu sembol Kesha’nın elbisesinin göt kısmında da var.
Clipboard01

Polisler gelir ve ayini yarıda keserler, ateş ederler ama Kesha’nın korkusu yoktur. Kesha’nın götündeki sembole dikkat bu arada.
Clipboard01

Kesha bu klipte İlluminati ekibiyle anlaşma yaptığını vurgular. Polisler onu yargışayacak olan halktır ama onlardan korkmamaktadır ve kimliğini açık etmektedir.

Yalnız varya bu Kesha iyi sevişir abi, belli duruyor, zilli kıpır kıpır.

Reklamlar

Harvard Üniversitesi’ne Kur’an ayeti astılar

Dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan Harvard Üniversitesi, müslümanları şaşırtacak bir olaya imza attı.
Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kütüphanesi girişine Kur’an’ı Kerim’den bir ayet astı. Adalet kavramını en iyi anlatan ifadelerin bir araya getirildiği “Adalet Sözcükleri” (Words of Justice) isimli sergi kapsamında, Nisa Suresi’nin 135. ayetine de yer verildi.

FAKÜLTEDEN KUR’AN AYETİNE ÖVGÜ

Zaman gazetesinin haberine göre; fakülte yönetimi tarafından adaletin, “tarihteki en büyük anlatımlarından biri” olarak tanımlanan ayet, Aziz Augustinus ve Magna Carta’dan alıntıların bulunduğu giriş bölümüne konuldu.

İnsanları, sonuçları ne olursa olsun adil olmaya çağıran Nisa Suresi’nin 135. ayetinde mealen şöyle deniliyor: “Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun. Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Onun için, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün şahitlikten kaçarsanız, iyi bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

DEKAN MİNOW: ADALETİN GÜCÜ BASTIRILAMAZ

“Bu duvarlardaki deyişler, adalet düşüncesinin gücünü ve bastırılamaz oluşunu ortaya koyuyor” diyen fakülte dekanı Martha Minow, sergideaktarılan ideallerin adalet peşinde koşan herkes için bir umut kaynağıolmaya devam edeceğini söyledi.

Kaynak : haber7.com

AMK

479711_426236910782885_997563067_n

Lady in Red

Türkçe ölçü birimleri

– nah bu kadar ( uzunluk birimi )
– vay pezevenge bak ( beğenme olarak )
– senin araba kaç basıyo ( hız birimi )
– anasının şeyinde ( uzaklık birimi )
– bu da göt kadarmış ( küçüklük birimi )
– gavur şeyi gibi ya ( sıcaklık birimi )
– götüm dondu amk ( soğukluk birimi )

2012 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

600 kişi 2012 yılında Everest dağın tepesine ulaştı. Bu blog 2012 içinde yaklaşık 11.000 kez görüntülendi. Everest dağın tepesine ulaşmış her kişi bu blogu görüntüleseydi, bu kadar çok hit alması 18 yıl sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Türk Kezbanları

Özellikleri sıralayalım;

1- selam yazınca “?” koyarlar.

2- 5 liraya aldıkları taytlarla victoria secret mankenleri gibi yürürler.

3- ruhları orospudur ama sosyal medyadan (facebook, twitter)
gibi yerlerde yazdıkları şeylerle dünyanın en namuslu kadını gibi görünmeye çalışırlar.

4- doğal halleriyle çekilen o shoplanmamış iğrenç fotoğraflarının altına poz verdiği
halde habersiz çekildi yazarlar.

188639_10151320586692520_910909788_n

5- aynı kaldırımdan karşılıklı gelirken sanki tecavüz edecekmişiz gibi tavırlarla yürürler.

6- dedikoducudurlar. akşama kadar beraber takıldığı arkadaşlarını başka bir arkadaşlarının yanına gittiklerinde satarlar.

7 -karaktersizdirler. birisini her zaman yedekte tutmaya çalışırlar.

8- gariban çocuğu tarafından kesilince öfler püflerler hippi kılıklı biraz iyi giyinmiş bi pezevenk laf atınca bıyık altından gülerler.

9- adonisli karın kaslı erkek resimleri paylaşıp oyhşş, tanışalımmı tarzı hayalperest şeyler yazarlar ama o kaslı herifler bile istese vermezler.

10- en yakın arkadaşlarının yakışıklı sevgililerine daima ilgi duyarlar.

11- hayatlarında hepsi ferre izlemiştir. ama lafını bir erkekten arkadaşından duyunca tecavüz etmişsin gibi şoka girerler.

523677_249913958444302_903105813_n

12- gerçek müziğin anlamını bilmezler. popüler kültürün öne çıkardığı sanatçıları dinlerler en fazla katy perry, lady gaga, rihanna. sorsan james brownı hayatında duymamıştır.

13- sır saklamazlar. senin ona verdiğin sırrı gider başkasına söyler arkadaşına da sakın sana söylediğimi belli etme der.

14- connected2me gibi sitelere hesap almalarının tek amacı ego tatminidir. bu tarz sitelerin tanışıp çevre edinme amacında kurulduğunu bildikleri halde sorduğun sorulara tek kelime cevap verir insanı hayattan soğuturlar.

15- bir yere yemeğe gittiğinde hayatta elini cebine atmaz.

16- karşılıklı muhabbet ettiğinde insana cana yakın gelmezler her zaman mesafeyi hissedersin.

17- arkadaşlıklarının temeli yoktur. herkesle 2 gün küser 2 gün barışırlar.

18- kendisinden hoşlanan erkeğin kusurlarını yüzlerine vurmaktan çekinmezler, insanların duygularını umursamazlar.

19- arsızlardır. kendine söylenen kötü sözleri, eleştirileri kafaya asla takmaz doğru oldukları halde.

46386_449139455153602_2129298234_n

20- nerede nasıl davranacaklarını bilmezler. kültürsüzlerdir. sınırlarını bilmezler.

21- sosyalleşme anlayışları burger kingde yemek yiyip kıvırtarak dikkat çekip eve gelmektir.

22- film kültürleri yoktur. başyapıtlardan haberleri dahi yoktur. izledikleri filmler the notebook tarzı aşk filmleridir.

23- en fazla izlediği yabancı dizi gossip girldir.

24- arkadaşları yeni bir kıyafet, ayakkabı aldıklarında içten içe çatlar kıskanırlar.

25- erkeklerin kavga etmesini izlerlemeyi severler. insanların zarar görüp görmeyecekleri siklerinde değildir.

26- serserilik yaparlar. özellikle liseli olanları tuvaletlerde kavga eder,ot çeker vs.

27-tırnakları iğrençtir, dişlerini fırçalamazlar,2 haftada 1 banyo yaparlar.

28- hedefleri yoktur okula boş gidip gelirler.

29- birşey sonucu moralleri bozulunca yardım etmek isteyen kişiye rahat bırak beni yalnız kalmak istiyorum dediği halde içinden kalması için dua ederler.

30- özel hayatlarını ilgi çekmek için hiç çekinmeden facebooka twittera etiket eder reklam yaparlar. aile içi meseleler de dahil.

31- sınıflarında ki okullarında ki çevrelerinde ki kezban olmayan kişiliği oturmuş canayakın kızların başlarına bela olurlar sürekli rahatsız ederler.

32- sevgilileri tarafından tekmeyi yiyince belalı arkadaşlarına çocuğu dövdürürler.

545022_266218093472171_100002519477897_584276_2029212374_n

33-minibüs ve otobüslere bindikleri halde sıcaktan, kalabalıktan dolayı oflayıp poflayıp dururlar. taksiye paraları olmadıkları halde.

34- otobüslerde yer verenlere ( ki o yer verenlerin sevgi koyayım ) asla teşekkür etmezler kafayı eğip pat diye otururlar.

35- insan gibi saat, adres sorduğun zaman yatırıp tecavüz edecekmişsin gibi suratını ekşitir. veya hızlı adımlarla uzaklaşır.

36- klavye huursudur. telefondan vs adamı azdırır yanına gidince kem küm eder öptürmez bile.

37- öpüşürken dudağı iki dudağının arasında almayı bırak öpüşüyorsun hissini vermez bile. dudaklarını kapalı olarak değdirir insanın hevesinin içine sıçar.

39- seksi, ateşli, çekici olduklarını söylediğinizde tecavüz etmişsiniz gibi tepki verir.

40- erkek arkadaşları hakkında görüşlerini facebook twitter gibi yerlere etiket ederler. bana mesaj atmıyor gerizekalı , yine uyuya kaldı salak tarzı şeyler yazarlar.

41- gerizekalı gibi aptal aptal pozlar verirler. saçlarını tutma, dudak büzme dil çıkarma vs.

42- bir erkekten gelen herşeyin altında birşey ararlar, twitterdan takip etme, dersle ilgili birşey sorma, basit şeyler vs.

43- internet sekmelerinde ki açık olan tek şey facebook, twitter ve tumblr siteleridir.

44- herkes kendisini takip etsin ama o kimseyi takip etmesin ister. egoları tavan yapmıştır.

45- facebook ikinci adlarına yani adın yanındaki parantezin içine saçma sapan şeyler yazarlar.

46- birileriyle kavga ettikleri tartıştıkları zaman aynı saat içinde en yakın dostu bile olsa gidip arkasından konuşur ertesi gün barışacağı halde çok ağır laflar söyler.,

47- arkadaşlarıyla konuşurken gerizekalım ¦ aptaal ¦ gibi salak salak şeylerle birbirlerine hitap ederler.

gsw60

48- hiçbir konu hakkında tartışamazlar, bilgisizdirler. özellikle internetteysen anında bloklar, siler vs.

not: “türk kızı” bi kalıptır her kız için kullanmam yarası olan gocunsun. genel özellikleri bunlardır hepsinde aynı maddeler rastlayamazsınız ama genel olarak aynıdırlar

Agharta 033 – Voynich El Yazmaları

Voynich el yazmaları, gizemli sırlarla dolu ve metinleri bir türlü çözülüp deşifre edilememiş, hemen her sayfasında çok ilginç el çizimi resimler olan bir antik kitaptır. Kitabın 15. ve 16. yüzyıl arasındaki bir dönemde yazıldığı düşünülmektedir. Eserin yazarı, tam metni, ana teması, amacı, ve yazı dili hala bilinmemektedir. Elyazmasının bu kadar ilgi çekmesi ve araştırmacıların ondan vazgeçmemesinin sebebi biyoloji, astronomi, astroloji, bitkilerle ilgili çok ilginç çizimler içermesi ve bunlardan bazılarını çizebilmek için çok iyi bir teleskopa, mikroskoba sahip olmak gerektiği ama eserin döneminde bunun olamayacağı gerçeğidir.

Gerçek adı belli değil

Kitabın ismi onu 1912′de keşfeden Polonya asıllı Amerikalı antika kitap koleksiyoncusu Wilfrid M. Voynich’ten gelmektedir. Wilfrid M. Voynich uzun çabalamasına rağmen yazmaların sırrına erişememiştir.

Kitapla ilgili yapılan çalışmalar sonucu onun 1450-1520 tarihleri yazıldığı sonucuna varılmıştır.

Kitabın özellikle ilk kısımları ile ilgili hiç bir sonuca varılamazken tespit edilen sayılı somut sonuçlar; kullanılan dilin var olan hiç bir dille bağdaşmaması ve yardımcı olabilecek tek verilerin de kitaptaki çizimler olduğudur.

421854_10150595333868565_1672313216_n

Yazı dili çözülemiyor

Bu garip eser profesyonel ve amatör bir çok kriptograf, tarafından defalarca incelenmiş hatta 2. Dünya Savaşı sırasında çalışmış ünlü şifre çözücüler tarafından da araştırılmış ama metinler hakkında hiç bir bulgu edilememiştir.

Bazı bilim adamları el yazmalarının bu kadar gizemli olması yüzünden tamamen uydurma bir dille yazılmış, zekice bir antik kandırmaca olduğunu düşünmüştür. Onlara göre kitap çözülememektedir çünkü çözülecek bir şey “yoktur”, tamamen uydurmadır! Ama çizimlerde yer alan ve bir süre öncesine kadar varlığın bilinmeyen bitkilerin keşfedilmesi yazmaların tekrar bilim dünyasında önem kazanmasına neden olmuştur.

Eserle ilgili bulunan en eski yazılı kayıt 17. yüzyıl başlarında yaşamış olan Çek asıllı simyacı Georg Baresch’in, Mısır hiyerogliflerini çözen Romalı Athanasius Kircher’e gönderdiği bir mektup ve kitabın nüshası ile yazıların çözülmesine dair yardım istemesidir. Collegio Romano’da öğretim görevlisi olan Kircher el yazmalarının aslının kendisine gönderilmesini talep etmiş ama Baresch tarafından reddedilmiştir. Baresch’in ölümünden sonra yakın arkadaşı Johannes Marcus Marci’ye bıraktığı kitabı Marci, Kircher’e göndermiştir ve kapağın arkasına eklediği not günümüzde hala durmaktadır.

Bundan sonraki 200 yıl boyunca kitapla ilgili herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır.

baths09

Meleklerin dili mi?

1912′de Collegio Romano finansal sıkıntı yaşadığı için gizlice el altından sahip olduğu bazı malları satışa çıkartmıştır. Kitapçı ve koleksiyoncu Wilfrid Voynich aralarında bu kitabında bulunduğu 30 el yazması eseri satın almıştır. Onun ölümünden sonra kitap eşine kalmış ve en sonunda Yale Üniversitesi’ne bağışlanmıştır.

Voynich yazmaları ile ilgili en çok inanılan teori onun Kraliçe 1. Elizabeth’in danışmanı olan matematikçi ve astrolog John Dee’ye ait olduğudur. Dee’nin yardımcısı ve en yakın dostu simyacı ve medyum Edward Kelley idi. Kelley, gizli bir antik mezardan aldığı bir toz ile bakırı altına dönüştürebildiğini iddia ediyordu. İkilinin iddialarına göre, kristal küresi vasıtasıyla meleklerle bağlantıya geçen Kelley onlarla Enochian adı verilen özel dillerinde uzun görüşmeler yapıyor, Dee’de bu görüşmeleri kayda geçiriyordu. Voynich el yazmalarının bu dilde, yani meleklerin dili Enochian diliyle Dee ve Kelley tarafından yazıldığına inanan pek çok kişi var.

manuscrito151

Bitkiler nereye ait?

Eserin konusu ile ilgili genel izlenim, gizli ilimlerle ilaç yapımına yönelik farmokinetik bilimi olduğuna dair. Yine de yazmaların kafa karıştırıcı görsel içeriği bu konuda kesin bir yargıya varmayı engelliyor.

Kitabın ilk kısmı bitkilerle ilgili ama çizimlerde hala tanımlanamamış bitkiler olması durumu daha da gizemli hale getiriyor. Şimdiye kadar elle çizilmiş bu bitki resimlerin sadece bir kaçı tanımlanabildi. Diğer tanımsız bitkilerin bazıları 3 farklı bitkinin karışımından oluşmuş gibi görünüyor. Hatta kök kısmında başlayan bir bitki türü yukarı dallara çıkıldıkça diğer bir bitkiye dönüşüyor ve çiçekleri de üçüncü bir bitkiye ait oluyor. Bir nevi mutant, dönüşmüş bitki çeşitleri sayfalarda yer alıyor.

Çizimlerdeki bitkilerden ikisinin Amerika kıtasında yetişen ay çiçeği ve kırmızı biber olduğu belirlenmiş ama kitabın yazılma tarihinde Amerika henüz keşfedilmemiş olduğu için bu duruma bir açıklama getirilememiştir.

voynich

Mikroskop olmadan hücreyi nasıl çizebilir?

Kitabın diğer bölümü olan biyoloji ise başlı başına şaşırtıcı detaylar ve sırlarla dolu. Simyacılıkta kullanılan kazanların ve tüplerin yer aldığı bazı çizimler kitabın iksir ve ilaç hazırlamakla alakalı olduğu teorisini güçlendirmiştir. Ama o zamanın simya literatüründe bulunan ana sembollerin (kartal, mezardaki adam, yatakta bir çift gibi) hiç biri kitapta yer almamaktadır. Diğer bölümün aksine bu bölüm bir çok insan figürü ile de doludur. Bu bölümdeki çizimler günümüzün hücre bilimi ile benzerlik göstermektedir ki burada da bir başka muamma ortaya çıkmaktadır: O dönemde mikroskop henüz bulunmadığı için birisi nasıl olurda hücrenin yapısını çizebilir?

Astroloji bölümü ilk bakışta konususun ne olduğunu belli etse de yine burada da alıştığımız semboller ve figürler yoktur. Tüm astrolojik semboller hiç var olmayan farklı şekiller ve varlıklarla ifade edilmiştir.

Voynich_Manuscript_(170)

Yeni keşfedilen bir galaksi kitapta yer alıyor

En ilginç bulgulardan biri astronomi bölümümdedir. Klasik astronomi çizimlerinde yer alan evreni sembolize eden dairenin içinde hiç de muntazam olmayan 4 kollu bir şekil yer almaktadır ve bu ancak günümüzde bilinen bir galaksiyi resmetmektedir. Peki sadece gelişmiş bir teleskopla tespit edilebilecek bir bilgiye kitabın yazarı nasıl erişmiştir?

Yazarı üstün zekalı bir insan mı, başka alemlerle konuşan bir medyum mu?

Bir başka tuhaflık ise yazmaların şifreli bir şekilde kripto ile yazılmış olmasıdır. Kriptoloji aktif olarak 16. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır ki bu da kitabın yazılma tarihinden çok daha sonradır.

Bu gizemli kitabı Kennedy ve Churchill de incelemiş ve kitaplarında ondan bahsetmişlerdir. Her ikisi de kitapta kullanılan yazım dilini ruhlar aleminden veya başka bir boyuttan gelme olabileceğini söylemiştir.

Yazmaların dili ile ilgili bir başka teori de kullanılan dilin Asya kökenli olduğudur. Bazı bilim adamları yaptıkları incelemelerde Çin, Nepal ve Burma’daki dillere özgü bazı özellikler tespit etmişlerdir. Ama kitabın dili ile Asya dilleri arasında tam bir örtüşme sağlanamamış araştırmacılar bunun nedeninin belki de antik bir Asya dili kullanılması olduğunu söylemişlerdir.

Meleklerin dili, ruhların dili, kaybolmuş bir medeniyetin dili ya da tamamen uydurma, her ne olursa olsun Voynich el yazmaları yüzyıllardır gizemini korumakta ve hiç bir şekilde sırrını açık etmemektedir.

Voynich_manuscript_bathtub2_example_78r_cropped

Gizem hala devam ediyor

Bir kandırmaca için fazla karmaşık ve sistematik olan kitabın ne anlattığını bulmak bilim adamları ve araştırmacılar için bir tutku haline gelmiştir.

Bitki bilimi, biyoloji, astronomi gibi fen ve bilim içeriğinin olması onun gizli kapıları açabilecek anahtarları barındırdığı umudunu arttırmaktadır.

Kim bilir belki de yanıp kül olan İskenderiye Kütüphanesi’ndeki gizli ilimler kitaplarının toplu sırrı bu kitabın içindedir?

voynich-8

Kaynak : http://onlerr.tr.gg/Voynich-el-yazmalar%26%23305%3B.htm

İstersen

İstediğin gibi yaşa
İster dört vakit kıl
İster gece namazına kalk
Müsterilerine de kazık at
Arkadaşlarina da
Yalan da söyle, oruç da tut
Gıybet yap, kuran da oku
Ama sömürenlerin düzenine karşı çıkma

Herkese her şeye faşist deme akımı

Efenim son yıllarda öyle bir akım gelişti ki inanılmaz. Kendini sosyalist görüşlü yada liberal olarak gören herkes (ki gerçek aslında öyle değil) sevmediği kişilere yada hayvanlara yada nesnelere faşist demeye başladı.

Öyle ki medya büyüğümüz olan Okan Bayülgen bir konferansta sigara içtiği için kendisini protesto eden kıza sen faşist dedi?!.. Kim faşist bilemedik.

Geçen gün kendisine indirim yapmayan bir esnaf için “faşist nolacak, Alla Alla yaa” diyen kızı görünce beynime kan sıçradı. Yemeğini beğenmediğiniz ahçıya faşist deyin.

Vapurda sizi rahatsız eden martılara faşist deyin.

Gösteripte vermeyen kızda faşist aslında.

Size zam yapmayan patron faşisttir.

Dersinden kaldığını hoca da faşist.

Susamları çok dökülen simit de faşist sayılır

Neyse bakalım bu faşistleme akımı ne kadar sürer?